Şehirlere göre ilan dağılımı   

Misvak adlı sözde mizah dergisinden, Türk Bayrağına karşı yapılan çirkin benzetme...

Yazar: silahalsat   |   Tarih: 28. 7. 2019



Son bir yıldır Türkiye'de Suriyeli mültecilere karşı vatandaşlar arasında artan tepki üzerine, ülkemizde bulunan Suriyeliler ve Suriyeli taraftarı örgütler de ortak bir miting yapma kararı almışlardı.

 Ardından içişleri bakanı bir açıklama yapmış, ''Kimse miting yapamaz. Kesinlikle izin vermeyiz'' demişti.

Saraçhane’de İstanbul Valiliği’nin kentte kayıt dışı olarak bulunan Suriyelilerin ayrılması için 20 Ağustos’a kadar süre tanımasına tepki göstermek maksadıyla dün 27.08.2019 bir basın açıklaması yapıldı.

İktidara yakın bazı derneklerin de destek verdiği basın açıklaması sırasında açılan pankartlar tepki çekti.

Saraçhane'deki mitingde Türk milliyetçiliği ve sosyal medyada Suriyelilere yönelik haklı eleştirileri ile gündeme gelen MHP eski Milletvekili Sinan Oğan, pankartlarda hedef gösterildi. Aynı pankartta ayrıca "Türkler defolsun" ifadesinin yer alması tepkiyle karşılandı.

Saraçhane'deki mitingde kullanılan diğer bir pankartta milliyetçiliğin cehalet olduğu ifade edilerek “Milliyetçilik cahiliyesine karşı tek bir ümmetiz” pankartı açılması tepki çekti.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Misvak adlı sözde bir mizah dergisinden kabul edilemez bir tasvirle, Türk bayrağına hakaret içeren bir çizim geldi.

Sözde mizah dergisinin yapmış olduğu paylaşımda, duvara yazı yazan adamın arkasındaki Türk bayrağı, Nazi işareti olarak bilinen gamalı haçla birlikte çizilmişti.

2. Dünya savaşında, tüm savaş suçlarını işleyen ve milyonlarca insanın ölümüne ve yaralanmasına sebep olan Nazi'lerle aynı kefeye konularak, Türk bayrağına ve Türk milletine yapılan bu hakareti şiddetle kınıyoruz.

 

 Türk bayrağı, tarihi adalet ve farklı milletlere, farklı düşüncelere saygı ile dolu bir milletin, Türk milletinin simgesidir. Böylesine şanlı bir bayrak, başka hiç bir simge ile hatta tüm dünyada nefretle anılan Nazi işareti ile asla yan yana getirilemez. Bu apaçık düşmanlıktır.

 Suriye'de gerçekten savaştan kaçmış mültecilere kimsenin herhangi bir sözü olamaz.

 Görünen o ki, Türkiye'de bulunan mültecilerin sadece %10'u mağdur durumdadır. Geri kalanları fırsattan istifade, Avrupa'ya geçiş yapmak için ülkede bulunan, bir kısmı da kendi ülkelerinde de suça meyilli ve suç işlemek için Türkiye'de bulunan kişilerdir.

 Suça karışmayan, gerçekten mağdur olan mültecilere ise sözümüz yok, ancak bunların da tüm dünyada olduğu gibi kontrol altına alınması gereklidir. Ülkemizdeki mülteci sorunu, mültecilerin sınırdan geçtikleri gibi kontrolsüz olarak tüm ülkeye serbestçe dağılmalarıdır. Bunlara verilen tavizler ise kabul edilebilecek gibi değildir. Amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek yoktur. Tüm dünyada mülteciler geldikleri gibi kontrollü bir şekilde etrafı kapalı, sınırlı dolaşıma sahip oldukları kamplara yerleştirilirler. Bu andan itibaren sürekli kontrol altında tutulurlar. Kurallar kesin ve serttir. Kurallara uymayanlar, gözünün yaşına bakılmaksızın geri gönderilir.

Bizde ise bu süreç tam tersine işletilmiştir. Herhangi bir kural konulmadan tüm mülteciler ülkeye serbestçe salınmıştır. Mülteciler apaçık bir şekilde halkla karşı karşıya getirilmiştir. Bu yüzden halk, kendi bütünlüklerini korumak için yer yer mültecilerle istenmeyen olaylara girmiştir.

En vahim durum ise, sözde mizah dergisi misvak gibi şer odakları özellikle sosyal medyada yaptıkları haber ve paylaşımlarla  halkın artan gerilimine benzin dökmektedirler. Bu eylemlerin tümü bir iç karışıklık çıkarma amaçlıdır.